HAZIRLANIN DAĞLARA YÜRÜYECEĞİZ « Yenigün Gazetesi
SON DAKİKA

Korkunç kaza!

ASAYİŞ, SON DAKİKA

HAZIRLANIN DAĞLARA YÜRÜYECEĞİZ

Fatih TEZCE’nin kaleminden..

Bu haber 11 Mart 2019 - 12:02 'de eklendi.

Denizlerin mavisi mezarların üzerinde de mavi midir? Ölenlerin ardından derelere gözyaşı bırakanları izleyen bulutların grisi başka ülkelerde de gri midir? Yokuşların çamurları gözlerimizi güzelleştiriyor… Bu yokuşların çamurları ayaklarımızı dinlendiriyor… Yorucu ve zorunlu bir çıkışa hazırlanıyoruz…
Gidenlerin arkasından da sadece bakıyoruz…

Dallarda patlayan baharla el ele kol kola gidiyoruz… Okunmaya gidiyoruz… İsimlerimiz okununca iz bırakarak gideceğiz güneşten geriye kalan gölgeliklere… Ağaçlar tomurcuk açmış, beyaz yapraklar dallardan fırlamış, kozasından çıkmaya çalışan kelebeğin çırpınışları kadar safça ve tek gidiyoruz… Tek ve çok gidiyoruz… Bir ve biz gidiyor dağlara sözlerini saklayarak… Omuzlarda tek, gözlerde çoğuz, gidiyoruz… Gidiyoruz dokunmaya, okunmaya gidiyoruz… Toprağa dokununca kilim gibi biz dokunacağız… Kiraz dallarına dokununca omuzlar, her şeyi birden hatırlayacak uzun yolun türküleri… Geldik, yorulduk, gidiyoruz… Dokuyacak bizi de hepimizi Yaratan… Her şeyi Yaratan… Mart çiçekleri serecekler mezarların üzerine…

Bu bir zorunlu yürüyüş… .Çıkıyoruz yağmurda çiğnenmiş toprak yolla adım adım dağlara… Her şey biz kokuyor her yer toprak kokuyor… Mart çiçekleri kent ormanı denilen tepenin yamaçlarına kaçışmışlar bir bir… Tepedeler, en tepedeler mart’ın çiçekleri… İnsan mart’ın çiçeğidir… Mart demek bahar demek… Bahar ise yeniden başlamak demek… Çıkmak istiyoruz tepelere en tepelere yeniden başlamak için, kim istemez ki yeniden başlamayı? Şu balçıklı toprağın altında yatan mevta, o da isterdi mart çiçeklerine yaşarken dokunmayı… Yaşarken ne çok şey kaçırmış insan, ne kadar çok uzak kalmış insan kendinden, yaşarken kendine… Yaşarken tutsaydık papatyanın beyaz kulağından… Hepimiz isterdik mart güllerine dokunmayı, alıp elimize onu kollamayı sonra yaralı güvercin gibi koynumuzda ısıtmayı… Keşke biraz daha zaman olsaydı… Keşke ben seni daha önce tanısaydım… Keşke mart çiçekleri daha önce açsaydı…

Feryatlar karıştı çiçeklere dün bugün yarın… Hayat işte bu kadar… Hayat, dün bugün yarındır… Mart çiçekleri boynunu büktü… Gökten yağmur daha telaşlı düştü… Griden bulutlar maviden denize süzülerek indi… Şimdi mezarlar daha yüksekte…
En tepeden bakıyor ölüler şehre… Biz de bir zamanlar sizin gibi aşağıdan baktık bize diyorlarmış diye anlıyor insan… İnsan hazır mı acaba? Sıranın kime nerede geleceğini bilerek hazır mı acaba mor çiçeklere dokunmaya?

Deniz karşımızda… Karşımızda gökyüzü; masmavi uçurtma naylonu gibi yalpalamadan duruyor işte orada… Takalar, vapurlar, Ukrayna’dan kırlangıçlarla birlikte demir çelik taşıyan ağır tonajlı gemiler, yeşil renkli kara tahtayı tam ortasından beyaz tebeşirle çizen öğrenci gibi geçip gidiyor önümüzden… Karadeniz gözlerde, sahilde bir kasabanın duaları mart çiçeğinde… Denizlere bakıyoruz… Önümüzden sevdiklerimiz geçiyor… Biz gidenlerin arkasından bakıyoruz… Görevimiz bu kadar…

Bu denizin hemen karşısında bulunan Sivastopol kentinde de bu böyle midir?

Fatih Tezce
Fatih Tezcefatihtezce55@gmail.com