Toplumumuzda evlilik çağına kadar kız çocuklarının yetiştirilmeleri « Yenigün Gazetesi
SON DAKİKA

Korkunç kaza!

ASAYİŞ, SON DAKİKA

Toplumumuzda evlilik çağına kadar kız çocuklarının yetiştirilmeleri

Şükran AKGÜN’ün kaleminden..

Bu haber 07 Haziran 2019 - 12:23 'de eklendi.

Aile bir devletin en küçük birimidir ve devletlerin karakterlerini oluşturan yapı aileden geçer. Türkiye Cumhuriyeti’nde söylenen bir şarkının cümlesi ise “ oğlumuz ordu olsun, kızımız devlet kursun” öğretisidir. Oğlu yetiştirme vazifesi babanın, kızı yetiştirme vazifesi ise annenindir. Ülkemizin genel perspektifine baktığımızda Türkistan’da anaerkil olan toplumumuzun modern dünya ile ataerkil olmasına rağmen, halen genetik yapılarımız ile anaerkil olarak kızlarımızı eğitmeye devam ettiğimiz bir gerçektir. Babalarımız ise ailenin temelidir. Kız çocuklarımız dilin ve kültürün aktarıcılarıdır. Bizler kız çocuklarımızın eğitimlerini yazılı kurallarla değil anne-kız arasındaki gizli anlaşmalarla devam ettiririz. Toplumumuzda “kız anasının dizinin dibinden ayrılmaz” atasözü halen geçerliliğini korumaktadır. Kız çocuklarımız genetik yapıları gereği ve annelerin gözlemleyerek küçük yaşlarda evlerin de temizlik yapmaya başlarlar. Bu temizlik sırasında farkında olmadan kendi düzenlerini kurarlar. Evde mevcut yerlerde bulunan dantellerin, yastıkların yerlerini kendi istedikleri gibi değiştirirler. Evde bulunan büyüklerimiz; anneannelerimiz ve babaannelerimiz bu durumda annelere “bırakın çocuklar istedikleri gibi düzenlerini kursunlar. Sakın bir şey söyleyip işten soğutmayın” diyerek tembihte bulunurlar. Yine aynı şekilde evde hamur işleri yapıldığında kız çocuklarındaki hevesleri kırmamak adına Türklerin pratik davranma yapıları gereği evdeki en uygun enstrümanın (bu genellikler bir tencere olur) ters çevirerek ellerine verilerek hamur açmayı öğrenmeleri sağlanır. Kız çocuklarımıza evlerdeki büyüklerimiz tarafından küçük beşikler alınır. Ve beşiklere anneler tarafından küçük yorganlar, yastıklar, çarşaflar dikilerek kızlarımıza çocuk yetiştirme yavaş yavaş öğretilir. Kızlarımız küçük yaşlarda yine anneleri ile birlikte pazara, çarşıya, markete götürülerek alış veriş yapma becerilerini geliştirirler. Eve gelen misafirleri ağırlamak ise kültürümüzde mutlak gerçektir. Ve bizler yine misafir ağırlama adabını annelerimizi gözlemleyerek öğreniriz. Annelerimiz de gelen misafirlere peçete dağıtmak, kolonya ve şeker tutmak gibi ufak işleri kızlarımıza yaptırarak yavaş yavaş yarınlara hazırlarlar. Annelerimiz veyahut anneannelerimiz, babaannelerimiz kızlarımıza dantel, oya, örgü gibi el becerilerini geliştirecek el işlerini öğretirler ve bu el becerileri ile sabır olgularını da geliştirirler. Kız çocuklarımız devamlı anne ile büyüdüklerinden erkek çocuklarına oranla daha çabuk olgunlaşırlar ve eğitim çağları geldiğinde aslında Türk ailelerin evlerinde evi çekip çevirebilecek birer küçük hanımlar yetiştirmeye başlamıştır bile. Anneler evden başka bir yere giderken bu olgunlaşma ile birlikte evlerini kızlarına emanet ederler. Ve giderken “akıllı ol” demeyi asla ihmal etmezler. Çünkü bizlerde akıl hep ön planda tutulmuştur. Kızlarımızın eğitim hayatına da toplumumuzda önem verilir. İlerleyen yıllarda eşlerine ekonomik olarak katkıda bulunmaları adına meslekler bizde önem arz eder. Ama üstüne basarak belirtmek gerekir ki kadınlar ekonomiye katkı sağlamak için değil paydaş olmak için yetiştirilirler. Okul hayatlarının başlaması ile birlikte Halk Eğitim merkezlerinin düzenlediği nakış, dikiş vesaire gibi kurslara katılarak el becerilerini daha ileriye taşırlar ve gelin gidecekleri eve götürecek oldukları el emeği göz nuru çeyizleri de hazırlamaya başlarlar. Hazırlanan bu çeyizlere öyle itina gösterilir ki evlendikleri zaman kendilerine takılan takılar ile birlikte kendi kız çocuklarına emanet edilmek üzere sandıklarda muhafaza edilmeye başlanır. Kız çocuklarımız dünyanın en temiz ve en ahlaklı kadın sıfatlarını yine annelerinden aldıkları öğreti ve genlerinden gelen silsile ile birlikte Türk kadınına yakışan şekliyle devam ettirirler. Babalarımız ise; annelerimizin kız çocuklarına verdikleri temel eğitimleri destekleyici davranışlar sergilerler. Kız çocuklarının bileği kuvvetli, korkusuzca yetişmelerini ister ve onları her türlü zorluğa karşı dayanıklı olarak yetiştirirler. Gerekli gördükleri takdirde kız çocuklarına oturma kalkma, anneye karşı davranışları vs. gibi konularda uyarırlar. Bunun altında yatan temel sebep ise eski şiirlerimizde de ifade edildiği üzere “ayıpsız kadına, erkeğin boynunu eğmesi gerekir.” öğretisidir. Dilimizde var olan “anasına bak kızını al”, “oğul babasına kız anasına çekmeli” , “kız anadan görmeyince öğüt almaz, oğul atadan görmeyince sofra çekmez” atasözleri halen geçerliliklerini korumaktadırlar. Eski Türklerde okul ve kurum bulunmadığından temel eğitimleri aileleri tarafından verirlerdi. Ancak günümüzde eğitim kurumlarının olmasına rağmen temel eğitimler halen aileler tarafından verilmektedir. Türklerin varlıklarını koruma başarıları ailelere verdikleri önemde saklıdır. Var olan çatı yapılarımızın sağlamlığında bilişim devrimi ile birlikte dijital dönüşümlerle sosyo-kültürel değişiklikler olmuş olsa dahi geleceğimiz olan kızlarımız yine bu öğretileri annelerinden alan kadınlarımız tarafından yetiştirilmektedir. Kız çocuklarımızın önemi toplumumuz için çok büyüktür. Çünkü Türk kızlarımız erkeklerin toplumsal sorumluluklarını paylaşarak aileyi bir arada tutan dinamizmin temellerdir.

Şükran Akgün
Şükran Akgünsukranakg@hotmail.com