Dolar 32,8635
Euro 35,6540
Altın 2.550,74
BİST 11.028,80
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 31°C
Az Bulutlu
İstanbul
31°C
Az Bulutlu
Per 27°C
Cum 28°C
Cts 32°C
Paz 32°C

İrfan Şen İle Özel Röportaj

Bugün, Bafra’da 8 yıldır kitapçılık yapan ve kitaplarla arası çok iyi olan ve aynı zamanda Eflatun Kitap Kafe’nin sahibi  İrfan Şen ile birlikteyiz. Kendisi ile özel bir röportajımız oldu.

İrfan Şen İle Özel Röportaj
REKLAM ALANI
16 Eylül 2018 15:21

Yenigün Gazetesi: Bize biraz kendinizden bahsedip daha sonra Bafra’daki okuma kültüründen ve potansiyelinden bahseder misiniz?

Ben 22 yıldır bu sektörün içerisindeyim. Bu sektör için uzunca sayılabilecek bir süredir kitapçılık yapıyorum. Aslında kitap okuruyum ve de kitap okurluğumdan kitapçıyım. Çünkü bizim mesleğimizin okulu yok. Bafra’da yaklaşık 8. yılımdayım. Ve Bafra’daki kitap okuma potansiyeli her geçen gün artıyor. İlk başladığımızda çok az insana ulaşabiliyorduk. Aslında Bafra’nın kitap okuru yok değilmiş, burada onu gözlemledim. Sadece yan yana gelebilecekleri bir kitap evi olmadıklarını fark ettim. Yani birbirlerinden haberdar değillermiş. Bir kitap evinin açılmasıyla da insanlar yanana gelmeye başladı. O dönem itibari ile de genç okurları yakalamaya başladık.

BAFRA’DA OKUR ORANI %60 ORANINDA ARTMIŞ DURUMDA

Yaklaşık 7 yıl içerisinde şöyle bir ivmeden bahsedebilirim. Benim kişisel gözlemlerime göre, Bafra’da okur oranı yaklaşık %60 oranında artımmış durumda. Buncuda kitapçılık yaptığımdan ötürü diyebiliyorum. Bu durumun da beni en çok sevindiren kısmı şurası. Okur kitlemizin yaklaşık %60’ı 20 yaş altı. Bu çok ciddi bir istatistik. Çünkü artık teknoloji herkesin elinde ve cebinde. Çocukların ellerinde akıllı telefonlar varken, evde akıllı bilgisayarlar varken, şu an da gelip kitap alıyorlar. Harçlıklarını biriktirip alanlar, yeni kitabın çıkmasını bekleyenler, bizleri çok heyecanlandırıyor. Zaten bizlerimde ayakta tutan bu. Bafra’da ciddi bir anlamda okumayla ilgili büyük bir gelişme var. Belki bu bütün Türkiye için geçerli midir, bu kararı verebilecek kişi ben değilim. Fakat Bafra ile ilgili istatistikleri çok net bir şekilde söyleyebilirim. Ben yeni yetişen jenerasyondan çok fazla umutluyum. Çünkü onlar kitaba daha bir ilgililer. Birbirleriyle kitap tartışmaları, kitabın içerisindeki temayı işlemeleri, anlatmaları, tasvir etmeleri, o kadar enteresan ki ben bile şaşırıyorum bazen. Normalde ben bir çok kitabın içeriğini anlatan kişiyim. Ama onlar içerikle ilgili bazen bilgiler söylediklerinde, o kısmı fark etmediğimi fark ediyorum. Bu tamamen yetişen dönemin olaya bakış açısıyla alakalı. Onların olay bakışı, olay örgüsüne bakışı, duruma bakışları çok daha farklı ve bu sayede bende veya bizlerde onlardan bireyler öğrenmiş oluyoruz.

Yenigün Gazetesi: İnsanlar kitapları neden tercih etmeliler ve neden kitap okumalılar?

KİTAP OKURKEN İNSANIN BİRDEN FAZLA ALGISI ÇALIŞIYOR

Kitabı neden tercih ediyoruz biraz da bundan bahsedeyim. Normalde film izlerken insanın tek algısı çalışırmış. Tek bir ana noktaya odaklanıyorlarmış ve o noktadan besleniyorlarmış. Yani konsantrasyon tek noktada. Oysaki kitap okurken insanın altı algısı birden çalışıyor. Haliyle eşleştirme yapmak, durumu tahlil etmek ve duruma çözüm bulmak, başka bir kişiyle eşleştirme, o eşleştirmenin neticesini ortaya çıkarmak gibi. Tabi bunun yanında ifade kabiliyetlerini saymıyorum. Bunların hepsi yan yana geldiğinde çok kolay çözüm odaklı bir sonuç çıkıyor insanın kafasında. Yani kitap bittiğinde insan şunu söyleyebilir. “Kitap bitti ama bir şey anlamadım” aslında kitaptaki bilgiden ne zaman faydalanacağını o da bilmiyor. Geri dönüşümünü belki üç yıl sonra alıyor. Belki otuz yıl sonra alıyor. Aslında konuşması da, düşünmesi de, olaylara bakış açısında değişmeye başlıyor ama o onu fark etmiyor bile. O yüzden alt beyine atılan bir bilgi metni var. Ve istenildiği zaman, beyin ona ihtiyaç duyduğu zaman o bilgiyi çağırıyor. Bu yüzden de kitabın insan hayatındaki değişikliği ilk başta baktığınızda fark edilebilir bir realite değil. O yüzden niye kitap okuyoruz kısmını başlangıç zamanlarında diyebiliyoruz.

Yenigün Gazetesi:  20 yaş altı gençler daha çok kitap okuyor dediniz. Peki bu gençlerimiz ne tarz, ne tür kitapları daha çok tercih ediyorlar?

BİZİM BAKIŞ AÇIMIZ KİTABI DOĞRU İNSANA VERMEK

Bu soruya, karşılaştığımız bir olaydan örnek vererek cevap vermek isterim. Çok yakın bir süre içerisinde yaşadığımız bir olay. 14 – 15 yaşlarında bir genç kızımız akşam saatleri, “Oğuz Atay – Tutunamayanlar”  istiyorum dedi. Bende kendisine, kendin için mi yoksa başkası için mi istediğini sordum ve evet dedi. Bende bu kitabı kendisine veremeyeceğimi söyledim. Küçük kızımız da parasını ödüyorum diyerek kitabı tekrar istedi. Bende yine veremeyeceğimi söyleyerek, sebebini ise şu şekilde dile getirdim; Çünkü bu kitap senin okuyabileceğin bir kapasitede kitap değil dedim ve daha sonra hiç Oğuz Atay okudun mu diye sordum ve hayır cevabını verdi. Şimdi küçük kızımızın bu kitabi istemesinin sebebi merak. Bu merakta sosyal medyada dolaşan ve paylaşılan kitap içerisindeki repliklerden geliyor. Bu meraktan ötürü işte kitabı okumak istemiş daha doğrusu satın almak istemiş. Çünkü Oğuz Atay Tutunamayanlar kitabına başlayanların %80’i ilk 100 sayfada bırakıyor. Ve bunların çoğu da yetişkin. Daha sonra kitabı vermedim ve bu sefer annesiyle birlikte geri geldi. Annesi normal bir şekilde kitabı neden vermediğimi öğrenmek istedi. Bende açıkladım ve dedim ki; Tutunamayanlar kitabının Türkiye’deki ilk port model kitap olması, içsel bir konuşma olması, 650 sayfalık bir eserin bir yetişkin insan psikolojisini bile etkileyecek bir kitap olduğunu dile getirdim. Ve annesi bana sarılarak “keşke sizin gibi 5 kitapçı daha olsa Türkiye kurtulur” dedi. Bizim bakış açımız herkese kitap verelim veya satalım değil. Kitabı doğru insana verelim.         Yani bir kitapçı eczacı gibi davranmalıdır. Doğru ilacı vermezseniz zehirlersiniz. Bu da aynı şekilde, doğru kitabı vermezseniz onu bir kitap okur yapamazsınız.

Yenigün Gazetesi: Son olarak insanlara, okurlara, kitapla henüz tanışmamış kişilere aktarmak istediğiniz bir şey var mı?

Çok klişe bir laf söylemek istemiyorum fakat kitap okumak gerçekten çok önemli. Çünkü bir topluluğun entelektüel bir seviyeye ulaşabilmesi için üç nesil üniversite mezun olması gerekiyor. Bu şu demek; bir ailede ebeveynler üniversite okumuş olacak. Onların peşinden çocukları üniversite okumuş olacak. Ve onların ardından da onların çocukları üniversite okumuş olmalıdır. Bu benim okuduğum dönemden edindiğim bir bilgi ve hayat felsefem oldu. Buradan da okuyucularıma aktarmak isterim.

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.