Geçen hafta apartman koridorlarındaki o fiziki “kapı önü sömürgeciliğini” ve ortak alan istilalarını konuşmuştuk. Bu hafta ise madalyonun görünmeyen, kokmayan ama insanı cinnetin eşiğine getiren dijital yüzüne bakacağız: Apartman WhatsApp Grupları.
Şehir hayatı bizi dikey kutulara hapsetti yetmedi, bir de cebimizdeki o akıllı telefonlar vasıtayla 7/24 birbirimize bağladı. Eskiden apartman toplantılarında yılda bir kez yüz yüze gelip medeni (ya da az medeni) bir şekilde tartışan insanlar, artık her an birbirinin cebinde, ekranında ve sinir uçlarında yaşıyor.
“Sayın Sakinler” Diye Başlayan Dijital Savaşlar
Süreç genellikle çok masum bir niyetle başlar. “Aidatlar, duyurular kolay iletilsin” diye kurulan o grup, ilk üç gün amacına hizmet eder. Derken bir gece saat 23.30’da ilk kurşun atılır: “3 numaralı dairenin misafirinin arabası yine benim yerime park etmiş, lütfen çeksin!”
İşte o an, o masum duyuru kanalı bir anda dijital bir gladyatör arenasına dönüşür.
Cephe anında genişler:
Gece yarısı havlayan köpek polemikleri,
“Yukarıdan aşağıya kim halı silkeledi?” dedektiflikleri,
Pazar sabahı saat 09.00’da matkap çalıştıran alt komşuya yazılan destansı sitem metinleri…
Savunma ise hep aynı dijital kurnazlıktır: “Gruptan yazdım ki herkes görsün, ibret olsun.”
Emojilerin Arkasına Gizlenen Pasif-Agresiflik
Oysa zarar büyüktür. Yüz yüze gelsek söyleyemeyeceğimiz, söylerken utanacağımız ne varsa, akıllı telefon ekranının arkasına sığınarak hunharca klavyeye döküyoruz. Üstelik bir de “pasif-agresif” emojilerimiz var. Cümlenin sonuna konulan o kırmızı ünlemler, sinirli suratlar ya da daha fenası, zehir zemberek bir suçlamanın ardına eklenen o sahte gülücük emojisi (🙂)…
Kat Mülkiyeti Kanunu ortak alanları düzenler ama ne yazık ki “Dijital Görgü Kanunu” diye bir şey hukuk kitaplarında yazmıyor. Bir komşunun, diğer tüm apartmanı gece yarısı gelen bir bildirim sesiyle yatağından sıçratmaya, insanların kişisel huzur alanını bir aidat tartışması için gasp etmeye hakkı yoktur.
Sessize Alınan Komşuluk ilişkileri
Peki, bu dijital terörden kaçmak mümkün mü? Grubu terk etseniz “sorumsuz ve uyumsuz”, grupta kalsanız “akıl sağlığından yoksun” oluyorsunuz. Çoğumuzun bulduğu orta yol ise aynı: “Grubu 1 yıllığına sessize al.”
İşte trajedi tam olarak burada başlıyor. Birbirinin sesini duymak istemeyen, sorunlarını medeni bir şekilde yüz yüze çözemeyen, birbirini dijitalde “sessize alan” insanlardan oluşan bir toplulukta komşuluk ilişkisi yaşayabilir mi? Dijitalleşelim derken, asgari nezaket kurallarını ve birbirimizin kişisel zamanına saygı duymayı tamamen unutuyoruz.
Sözün Özü
İletişim kolaylığı, bize başkalarının huzurunu pervasızca bozma hakkı vermez. Apartmanda dijital huzur, herkesin elindeki telefonu bir silah gibi kullanmaktan vazgeçtiği, “yazmadan önce iki kez düşündüğü” gün başlar.
Bu hafta köşeyi bitirirken sizden rica ediyorum: Lütfen telefonunuzu elinize alın ve o apartman grubuna attığınız son mesajlara bir bakın. Komşunuzla medeni bir iletişim kurmaya mı çalışıyorsunuz, yoksa klavye arkasından parmak mı sallıyorsunuz? Unutmayın; medeniyet, grubun “yazma iznini” sadece yöneticiye devretmek zorunda kalmadığımız, otokontrolü elden bırakmadığımız temiz alanlarla ölçülür.