SİTEMİZİ KİMLERE EMANET EDİYORUZ?
Geçtiğimiz günlerde basına ve sosyal medyaya yansıyan bir haber, toplu yaşam alanlarında karşı karşıya kaldığımız büyük tehlikeyi bir kez daha gözler önüne serdi. İstanbul Tuzla’da 268 daireli dev bir sitede tam 22 milyon liralık bir aidat vurgunu yaşandığı iddia ediliyor. Üstelik olay sadece paranın buharlaşmasıyla da sınırlı değil; toplanan paraların bahis oyunlarında kullanıldığı, sitenin ortak elektrik ve doğalgazının kaçak bağlandığı, çalışanların SGK primlerinin ödenmediği ve neticesinde koca bir sitenin icra kapısına dayandığı söyleniyor.
Soru şu: Huzurla yaşamak, başımızı sokmak ve güvenli bir ortamda bulunmak için servetler ödediğimiz konutlarımızda, yönetimi kimlere ve nasıl emanet ediyoruz?
Günümüzde site ve apartman yönetimleri, sadece “merdiven temizleten ve otomatiğe basan” yapılardan çoktan çıktı. Binlerce insanın yaşadığı, milyonlarca liralık bütçelerin döndüğü adeta devasa birer küçük şirket veya yerel yönetim haline geldi. Ancak ne yazık ki, yönetim ve denetim mekanizmaları hâlâ eski, amatör veya kontrolsüz alışkanlıklarla yürütülmeye çalışılıyor.
Kat Malikleri Nerede Hata Yapıyor?
Çoğu zaman kat malikleri olarak şunları yapıyoruz:
* “Benim vaktim yok” diyerek genel kurallara ve toplantılara katılmıyoruz.
* Toplanan paraların nerelere, hangi hesaplara aktarıldığını şeffaf bir şekilde sorgulamıyoruz.
* Yönetimi üstlenen kişilerin geçmişini, güvenilirliğini veya liyakatini araştırmadan “Biri yapsın da kim yaparsa yapsın” mantığıyla yetki veriyoruz.
İşte tam da bu ihmalkârlık, suistimale açık niyetlerin iştahını kabartıyor. “22 milyon liralık vurgun” bir gecede yaşanmaz; adım adım, denetimsizlikten ve ilgisizlikten cesaret alınarak büyür.
Peki, Sistem Nasıl Olmalı? Ne Yapmalıyız?
Yaşanan bu skandaldan ders çıkararak, toplu yaşam alanlarında güvenliği ve şeffaflığı sağlamak için atılması gereken net adımları şöyle sıralayabiliriz:
* 1. Şahsi Hesap Devri Bitiyor, Şeffaf Dijital Yönetim Gelmeli:
Site aidatları ve toplanan tüm paralar kesinlikle kişilerin şahsi banka hesaplarına yatırılmamalıdır. Sitenin kurumsal banka hesabı olmalı ve bu hesap tüm kat maliklerinin (en azından izleme yetkisiyle) dijital uygulamalar üzerinden anlık görebileceği bir şeffaflıkta tutulmalıdır.
* 2. Bağımsız ve Düzenli Denetim Şart:
Denetim kurulu sadece kâğıt üzerinde imza atan eş-dosttan oluşmamalıdır. Üçer aylık veya altı aylık periyotlarla gelir-gider tabloları, SGK dökümleri, fatura ödemeleri ve banka ekstreleri bağımsız/şeffaf bir şekilde incelenmeli ve tüm site sakinleriyle paylaşılmalıdır.
* 3. Profesyonelleşme ve Hukuki Müeyyide:
Büyük sitelerin yönetimi artık amatör kişilere bırakılamayacak kadar ciddi bir iştir. Profesyonel yönetim şirketleriyle çalışılsa dahi, bu şirketlerin teminat göstermesi, sözleşmelerin hukuki süzgeçten geçirilmesi ve yönetim yetkilerinin sınırlandırılması elzemdir.
* 4. Kat Maliklerinin Sorumluluk Bilinci:
Hiçbir denetim mekanizması, mülk sahibinin kendi hakkını araması kadar etkili olamaz. “Nasıl olsa başkası ödüyor”, “Yönetici halleder” kolaycılığından vazgeçip Genel Kurul toplantılarına katılım sağlamalı, hesap sormalı ve imza atmadan önce neyi imzaladığımızı bilmeliyiz.
Sonuç
Tuzla’da yaşanan mağduriyet, komşuluk ilişkilerini ve mülk değerlerini yerle bir eden bir ibret vesikasıdır. Ev alırken veya kiralarken sadece dairenin içine, manzarasına bakmak yetmiyor; oturduğumuz sitenin nasıl yönetildiğine ve denetlendiğine de bakmak zorundayız.
Yönetimde şeffaflık, denetimde ciddiyet ve sakinlerde katılım olmadığı sürece; yarın başka bir sitede, başka bir “aidat skandalı” haberi okumamız işten bile değildir. Haklarımıza ve bütçemize sahip çıkmak bizim elimizde.