ARACI PARK ETTİK, HUZURU NEREYE BIRAKACAĞIZ?
Geçen yazımızda site yönetimlerindeki devasa bütçeleri, denetimsizliği ve buharlaşan milyonları konuşmuştuk. Ancak toplu yaşam alanlarında huzuru kaçıran tek şey finansal skandallar değil. Bugün, her akşam iş çıkışı eve döndüğümüzde kapıda bizi karşılayan, komşuyu komşuya düşman eden ve adeta sinir harbinin yaşandığı başka bir kanayan yaraya parmak basmak gerekiyor;
Otopark savaşları.
Günümüz kent yaşamında başımızı sokacak bir ev alırken ya da kiralarken çoğumuz aynı vaatlerle ikna ediliyoruz: “Güvenlikli, geniş otoparklı, konforlu site yaşamı.” Fakat kapıdan içeri adım attığınız an acı gerçekle yüzleşiyorsunuz. İşten yorgun argın dönmüşsünüz, tek istediğiniz aracınızı park edip evinize çıkmak. Ama ne mümkün!
Sitenin içi adeta bir labirent; kaldırım kenarları, virajlar, hatta yangın musluklarının önü bile hınca hınç dolu.
Peki, bizi her akşam bu kaosla baş başa bırakan temel sorunlar neler?
Kentsel Planlamasızlık ve Müteahhit Vizyonsuzluğu
Yıllardır süregelen en büyük mantık hatası şurada başlıyor: 200 daireli site inşa ediliyor ama altına yapılan otopark 100 araçlık. Günümüz şartlarında bir hanede birden fazla araç bulunması artık bir lüks değil, gereksinim hâline gelmişken; müteahhitlerin “otopark yönetmeliğindeki” minimum sınırları bile zoraki uygulaması veya esnetmesi, bugünkü krizin temellerini attı.
Daireyi satarken gösterilen o parlak broşürlerdeki ferahlık, fiiliyatta arabaların birbirini santimlerle teğet geçtiği bir kargaşaya dönüşüyor.
“Benim Aracım Can, Seninki Patlıcan mı?” Bencilliği
Sorunun bir diğer ayağı ise maalesef insani niteliklerimizde gizli. Sitede daire başına düşen araç sayısı kural olarak 1 olarak belirlenmiş olsa dahi; evdeki 3. aracı, şirket aracını veya akrabasının aracını siteye sokmakta ısrar eden sakinler var. Çizgilerin dışına park edip iki araçlık yeri zapt edenler, engelli alanlarını fütursuzca işgal edenler ve “Ben iki dakikalığına durdum” diyerek garaj çıkışını kapatanlar… Kendi konforunu toplumun huzurundan üstün gören bu kuralsızlık, ortak yaşam kültürünün ne kadar uzağında olduğumuzu her gün yüzümüze vuruyor.
Güvenliğin Yetkisizliği ve Yönetimlerin Başsızlığı
Sitenin kapısındaki güvenlik görevlileri çoğu zaman bu krizin arasında ezilen taraf oluyor. Yanlış park eden sakini uyardıklarında aldıkları yanıt genelde “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” kibiri ya da azarla bitiyor. Hukuki olarak güvenlik personelinin yaptırım gücünün, çekici çağırma veya ceza kesme yetkisinin olmaması, site yönetimlerinin de “tatsızlık çıkmasın” diye göz yumması bu kural tanımazlığı daha da besliyor.
Çözüm Nerede? Ne Yapılmalı?
Bu kaostan çıkmak, arabanın direksiyonunu kırıp gerginlikle eve girmekten kurtulmak imkânsız değil. Ancak radikal ve net adımlar şart:
* Sıkı ve Şeffaf İç Tüzük: Genel kurullarda otopark kullanımı net kurallara bağlanmalı. Daire başı araç sınırı esnetilmemeli, fazla araçlar için site dışı alternatifler veya caydırıcı ek ücretlendirmeler getirilmelidir.
* Teknolojik Etiket ve Plaka Tanıma Sistemleri: Siteye hangi aracın, hangi yetkiyle girdiği dijital olarak takip edilmeli; misafir araç giren süreler kısıtlanmalı ve yetkisiz araç girişi kesin olarak engellenmelidir.
* Cezai Şart ve İhtar Mekanizması: Çizgi dışı park eden, engelli alanını işgal eden veya geçişi kapatan sakinlere kat mülkiyeti kanunu ve site tüzüğü çerçevesinde yazılı ihtarlar gönderilmeli, tekrarı halinde tüzükte belirlenen idari yaptırımlar (otopark giriş kartının geçici iptali gibi) tavizsiz uygulanmalıdır.
Sonuç olarak..
Otopark meselesi, sadece “arabayı koyacak yer bulamamak” kadar basit bir konu değildir. Bu durum, toplu yaşam disiplininin, birbirimize olan saygımızın ve yönetim anlayışımızın bir aynasıdır. Her akşam evimizin kapısında yaşadığımız bu stres, yaşam kalitemizi doğrudan düşürüyor.
Direksiyon başındaki tahammülsüzlüğümüzü, komşuluk ilişkilerimizi zedeleyecek boyutlara taşımadan önce; hem hakkımızı aramak hem de başkalarının hakkına saygı duymak zorundayız. Unutmayalım; düzgün park edilmiş bir araç sadece bir metal yığını değil, komşunuza duyduğunuz saygının göstergesidir.
İbrahim PARLAK