Dolar 49,6273
Euro 55,7343
Altın 6.482,52
BİST 11.263,36
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 22°C
Parçalı Bulutlu
İstanbul
22°C
Parçalı Bulutlu
Cum 21°C
Cts 18°C
Paz 20°C
Pts 19°C

DENETİM Mİ, ‘MESAJ ŞOV’ MU?

DENETİM Mİ, ‘MESAJ ŞOV’ MU?
22 Ekim 2026 21:00 | Son Güncellenme: 22 Ekim 2026 15:59

Geçtiğimiz haftalarda toplu yaşam alanlarımızdaki hakları, sorumlulukları ve komşuluk hukukunu adım adım işledik. Ancak bu hafta, sitelerimizin ve apartmanlarımızın görünmeyen ama kriz anlarında aniden beliren o meşhur mekanizmasına mercek tutacağız: Denetim Kurulu.

634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’na göre denetçiler; yönetimin faaliyetlerini, harcamalarını ve hesaplarını kat malikleri adına incelemekle yükümlüdür. Yani onlar, komşularının hakkını korumak için oradadır. Teşhisi doğru koyalım: Denetim, ciddiyet, düzenli takip ve resmiyet gerektiren anayasal bir görevdir.

Peki gerçekte süreç nasıl işliyor?

Yıl boyunca ne bir mali tablo inceleyen, ne faturaları kontrol eden, ne de yönetimin eksikliklerini zamanında raporlayan denetim kurulları; ne hikmetse bir akşam vakti telefon ekranında beliriveriyor. Üstelik resmi bir raporla, usulüne uygun bir görüşme talebiyle değil; klavye delikanlılığıyla yazılmış, imasız ve nezaketsiz bir WhatsApp mesajıyla.

Aniden kurulan o mesaj cümlesi hepsine tanıdıktır: “Yönetim, şu harcama nedir? Açıklama bekliyoruz!”

Dün bütçe onaylanırken salonda bulunmayan, genel kurulda söz alıp yapıcı fikir sunmayan, yıl boyu tek bir evraka imza atmayan irade; bir anda mesaj gruplarında adalet savaşçısına dönüşüveriyor. Yıl boyu icraat yapmayıp, durduk yere mesaj üzerinden hesap sormak denetim yapmak değildir; denetimcilik oynamaktır.

Hukuki ve kurumsal nezaket bir kenara bırakılıyor, WhatsApp grubu adeta mahkeme salonuna, denetçi ise savcıya dönüşüyor. Oysa kamuya açık veya yüzlerce kişinin bulunduğu gruplarda fevri çıkışlar yapmak, ne hesabı şeffaflaştırır ne de sorunu çözer. Aksi gibi, zaten zor şartlarda yürütülen yönetim süreçlerini kilitler ve komşuluk bağlarına zarar verir.

Denetim; dedikoduyla değil, belgeyle yapılır. Mesajla değil, raporla sunulur. Eğer bir usulsüzlük ya da eksiklik varsa, bunun yolu mesaj gruplarında parmak sallamak değil; kanunun belirlediği defterleri açmak, incelemek ve kat maliklerine resmi kanallardan sunmaktır.

Unutmayalım; sorumluluk almaktan kaçıp sadece kriz anlarında mesajla hesap sormak kolaycılıktır. Toplu yaşam alanlarında huzur istiyorsak, görevini yapmayan denetçiyi de, üslubunu kaybeden yöneticiyi de aynı ciddiyetle uyarabilmeliyiz.

Sanal alemde klavye hakemliği yapmak kolay; zor olan, zamanında ve usulünce sorumluluk alabilmektir.

İbrahim PARLAK

([email protected])