MALİYEDE BİR ÇALIKUŞU « Yenigün Gazetesi
SON DAKİKA

Korkunç kaza!

ASAYİŞ, SON DAKİKA

MALİYEDE BİR ÇALIKUŞU

Songül KİŞİOĞLU’nun kaleminden..

Bu haber 04 Ağustos 2019 - 14:43 'de eklendi.

Sonrasında Şeflik sınavını iyi derece ile kazandım ve 1998 yılında Yalova Defterdarlığı’na atandım.
Çok şanslı idim, “Türkiye’nin ilk kadın defterdarı olan AYNUR ÇOGAY” hanımefendi benim defterdarım olmuştu.
Zaman içerisinde onun hem personeli hem kızı oldum.
Daha sonra yükselme sınavına girmedim.
Neden mi?
Çünkü hayat bana başka bir sınav hazırlamıştı.
17 ağustos 1999 depremini  YALOVA’da yaşadım.
Şimdi hepinize sormak istiyorum;
Siz hiç enkaz yığınlarının başında çaresizliği yaşadınız mı?
Ben yaşadım mesela
İşyerinizde ki arkadaşınızın ölüsünü kollarınızın arasına aldınız mı?
Ben aldım mesela
Yüzlerce kolu, bacağı, kafası kopmuş kanlar içerisinde cansız bedenler gördünüz mü?
Ben gördüm mesela
Deprem sonrası saatlerce, günlerce enkaz yığınlarının başında taş yığınlarının arasından “arkadaşlarımızın acı feryatlarını” duydum hatta ölüm anlarına şahit oldum
Ölen arkadaşlarıma ağlarken pes etmedim, bir enkaz yığınından başka bir enkaz yığınına koştum.
Enkaz parçalarını alırken tırnaklarımı kanattım.
O depremde, arkadaşlarımız yıkıntıların başında vatandaşlara ellerini uzattılar,
Felaket anında  “yardım elini uzatan hatta bir nefes, bir yudum su veren” oldular.
Böylesine büyük bir felaketi yaşamışken, sizce ben görevde yükselme sınavlarını düşünebilir miydim?
Deprem ve sonrası yaşadıklarım, hayatta kalanlara nasıl yardımcı olacağım benim için en önemli sınavdı.
Bu nedenle Yalova’da kalmaya karar verdim.
Sekiz buçuk ay sürecince yağmur-çamur-kar ve ilkel şartlarda bir başıma çadırda, sonrasında yaklaşık iki yıl barakada yaşadım.
Korkmuyordum çünkü maliyeden arkadaşlarım öksürsem yanıma geliyorlardı.
İnanın bana aylar sonra çadırdan barakaya geçtiğimde villaya taşınmış gibi hissettim.
Deprem sonrası Yalova “Atatürk Bahçe Kültürleri Araştırma Merkezi Enstitü Müdürlüğü” kültür binasının giriş kısmına işyerimizi taşıdık.
Müdür, şef, memur bir arada çalışıyorduk.
Masalarımız yan yana ve toplasan 50 m2 bir alan bile değil.
Arka taraf bölmede küçük bir mutfağımız vardı.
İşimizi yaparken bir yandan o mutfakta öğlen yemeğimizi Fadime arkadaşım ile birlikte hazırlıyorduk.
Yetmiyor, mesai sonrası su taşıyor, ocak kuruyor ve Fadime arkadaşım ile birlikte arkadaşlarımıza akşam yemeklerimizi yapıyorduk.
Çünkü, deprem sonrası erkek çalışma arkadaşlarımızın bir kısmı çocukları ile ailelerini memleketlerine göndermişlerdi.
Nasıl yemek yapsınlar, çamaşır yıkasınlar.
Fazla mesaide sınır tanımıyorduk çünkü kaybettiğimiz 3 arkadaşımızın ve ölen mutemetlerin işini de biz yapıyorduk.
Deprem sonrası saat kavramım yok çünkü aynı zamanda kriz merkezinde de görev yapıyordum.
Sabaha doğru çadırıma geliyordum.
Çadırıma geldiğimde ise defterdarım Aynur ÇOGAY ile müdür yardımcımız rahmetli Ömer Bircan GÜLÇİN’i beni çadırlarının önünde beklerken bulurdum.Maliye’de amirler personelini  böyle sahiplenirlerdi.
Maliye personeli olarak bizler  “yıkılan YALOVA’nın yaralarını hep birlikte” sardık.
Devletimiz deprem sonrası hızla yapım onarım ihalelerini başlattı.
Ben o yapım onarım ihalelerinin tek maliye üyesi olmuştum.
Nasıl olmuştum?
Çünkü öncelikle Bafra Malmüdürlüğü, sonrasında ise Yalova Defterdarlığı Muhasebe Müdür Yardımcımız rahmetli Ömer Bircan GÜLÇİN beyefendi beni çok iyi yetiştirmişti.
Bugün ihale mevzuatında çok iyiysem mimarı rahmetli Ömer Bircan GÜLÇİN’dir.
Hiçbir yolsuzluğa ve hukuksuzluğa fırsat vermeden ihalelerimizi tamamladık ve binalar bir bir tamamlandı.
Yalova’da dört yıldan fazla süre kaldıktan sonra Maliye Bakanlığı Ankara Defterdarlığı Tasfiye İşleri Döner Sermaye Saymanlık Müdürlüğü’ne tayin talebim olmadan atamam gerçekleşti.

Songül KİŞİOĞLU
Songül KİŞİOĞLUbafra_diyalog@hotmail.com