SİYASETÇİNİN ÖZELİ DE SORUMLULUKTUR!
Siyaset yapan, kamuda söz sahibi olan ya da toplum nazarında itibar gören kişiler için hayatın hiçbir alanı tamamen “özel” değildir.
Siyaset yapan, kamuda söz sahibi olan ya da toplum nazarında itibar gören kişiler için hayatın hiçbir alanı tamamen “özel” değildir. Çünkü o kişiler artık sadece kendilerini değil, temsil ettikleri makamı ve kendilerine güvenen insanları da taşırlar.
Nasıl ki bir cami imamını meyhanede görsek çoğumuz bunu hoş karşılamayız ‘her ne kadar toplumda o mekânlara gidenler olsa da’ orada mesele kişinin bireysel tercihi değil, temsil ettiği değerdir. Aynı şekilde bir belediye başkanının kendi yakınını işe aldığını duyduğumuzda içimize sinmez.
Ya da parti yöneticiliği meclis üyeliği yapan kişilerin entrikalarla anılan bir özel hayat, toplum nazarında güveni zedeler.
Evet, herkesin bir özel hayatı vardır. Ancak kamu gücü kullananlar için bu alan, daha fazla özen ve daha yüksek bir sorumluluk gerektirir. Çünkü güven, sadece sözle değil; tutarlılıkla, şeffaflıkla ve hayatın her alanındaki duruşla inşa edilir.
Bir belediye başkanı, bir meclis üyesi ya da bir parti yöneticisi… Kim olursa olsun; dolaylı ya da dolaysız şekilde “pis işlere” bulaşamaz. Rüşvetin, yolsuzluğun, usulsüzlüğün gölgesinde kalmış bir isim, o koltukta oturamaz. Aynı şekilde akçeli ilişkiler, kayırmacılık ve toplumun değerleriyle çelişen yaşam biçimleri de görmezden gelinemez.
Çünkü bu makamlar sadece yetki vermez; örnek olma sorumluluğu da yükler. Toplum, yönetenlerde sadece hizmet değil, aynı zamanda güvenilir bir karakter görmek ister.
“Olmaz” dediğimiz şey tam da budur:
Devletin ve milletin emanetini taşıyan birinin; çıkar ilişkilerine, kayırmacılığa ve güven sarsıcı davranışlara bulaşması olmaz… Olmamalıdır.
Siyaset; güç değil, sorumluluk işidir. O sorumluluğu taşıyamayanların ise o koltuklarda işi olmamalıdır. Ne yazık ki son zamanla da siyaset paçavraya döndü.
Musa GÜN