SİTENİN LÜKS YÜKÜ
Yeni yapılan birçok site artık sadece konut satmıyor.
Havuz var. Spor salonu var. Sauna var. Kafeterya var. Çocuk oyun alanı var. Hobi odası var. Çok amaçlı salon var.
Satış broşürlerinde bunların hepsi büyük puntolarla yazılıyor.
Çünkü ilk bakışta etkileyici.
Ancak insanlar evlerine taşınıp birkaç yıl geçtikten sonra asıl soru ortaya çıkıyor:
“Biz gerçekten bunların hepsini kullanıyor muyuz?”
İşte birçok site yönetiminin ve kat malikinin geç fark ettiği mesele tam da burada başlıyor.
Çünkü bir sosyal tesisi yapmak başka, onu yıllarca yaşatmak bambaşka bir iştir.
Ve daha önemlisi:
Her bölgenin, her sitenin ve her yaşam grubunun ihtiyaç duyduğu sosyal yaşam anlayışı aynı değildir.
Broşürde Güzel, Aidat Bordrosunda Ağır
Bir siteye yüzme havuzu yapmak kolaydır.
Asıl mesele o havuzun bakımını her ay yapmaktır.
Su gideri, elektrik, ısıtma, temizlik, kimyasal ürünler, bakım personeli, teknik arızalar, periyodik kontroller…
Spor salonu da aynı şekilde.
Cihazların alınması sadece başlangıçtır.
Bakımı vardır.
Arızası vardır.
Elektrik gideri vardır.
Temizliği vardır.
Yenilenmesi gereken ekipmanları vardır.
Bir sosyal tesisin kapısını açmak için bir defa para harcarsınız.
Açık tutabilmek için ise her ay para harcamaya devam edersiniz.
Ve bütün bu giderler eninde sonunda aynı yere gelir:
Aidatlara.
Asıl Soru: Yapabilir Miyiz Değil, Gerçekten İhtiyacımız Var Mı?
Birçok projede yanlış soru soruluyor.
“Buraya bir sosyal tesis yapabilir miyiz?”
Oysa sorulması gereken soru şudur:
“Burada yaşayan insanlar bu sosyal tesisi gerçekten kullanacak mı?”
Bir bölgenin sosyolojik yapısını, gelir düzeyini, yaş grubunu ve yaşam alışkanlıklarını bilmeden yapılan yatırımlar zamanla atıl alanlara dönüşebiliyor.
Örneğin bazı sitelerde yüzlerce dairenin bulunduğu büyük bir spor salonu vardır.
Ancak gün içinde kullanan kişi sayısı birkaç kişiyi geçmez.
Bazı sitelerde gösterişli havuzlar bulunur.
Fakat yılın büyük bölümünde kullanılmaz.
Bazı sosyal alanlar ise sadece özel günlerde kapısı açılan, geri kalan zamanda elektrik ve bakım gideri oluşturan boş mekânlara dönüşür.
Buna rağmen herkes o tesislerin giderini ödemeye devam eder.
Hatta çoğu zaman kullanmayanlar, kullananlardan çok daha fazladır.
Lüks Her Zaman Değer Demek Değildir
Bir yapıya ne kadar çok özellik eklenirse, o yapı otomatik olarak o kadar değerli hale gelmez.
Çünkü gayrimenkulde değer sadece sahip olunan imkânların sayısıyla ölçülmez.
O imkânların sürdürülebilir olması da gerekir.
10 farklı sosyal tesisi olan ama yüksek aidatlar nedeniyle sürekli tartışma yaşayan bir site mi daha yaşanabilirdir?
Yoksa gerçekten kullanılan, giderleri kontrol altında tutulan ve sakinlerinin ekonomik yapısına uygun imkânlar sunan bir site mi?
Birçok proje, satılırken insanların hayalini hedef alıyor.
Ancak yönetilmesi gereken yer artık bir satış ofisi değil.
Gerçek insanların yaşadığı bir yaşam alanı.
Ve o insanların her ay ödemesi gereken bir aidat var.
Boş Havuzun da Dolu Spor Salonunun da Bir Faturası Var
Bir sosyal tesis kullanılmıyor diye gideri ortadan kalkmaz.
Hatta bazı durumlarda kullanılmayan tesisler daha büyük bir problem haline gelir.
Çünkü boş duran bir havuzun da bakımı yapılmalıdır.
Kullanılmayan spor salonundaki cihazlar da zamanla eskir.
Atıl kalan sosyal alanlar da temizlenir, aydınlatılır ve korunur.
Yani bazen site sakinleri farkında olmadan şunun aidatını öder:
Kendilerinin neredeyse hiç kullanmadığı bir yaşam biçiminin.
Üstelik ekonomik şartların zorlaştığı dönemlerde bu durum daha da önemli hale gelir.
İnsanların temel ihtiyaçlarını, güvenliği, temizliği, bakımı ve binanın sağlığını düşünürken; kullanılmayan lüks alanlara sürekli kaynak ayırmak ciddi bir tartışma konusudur.
Prestij İçin Yapılan Her Şey Yaşam Kalitesi Getirmez
Bazı sitelerde sosyal tesisler gerçekten ihtiyaçtır.
Özellikle büyük yaşam alanlarında, çocuklu ailelerin yoğun olduğu bölgelerde veya sakinlerin kullanım alışkanlıklarının buna uygun olduğu projelerde sosyal alanlar yaşam kalitesini ciddi şekilde artırabilir.
Sorun sosyal tesis yapmak değildir.
Sorun, ihtiyacı analiz etmeden sosyal tesis yapmaktır.
Bir bölgenin insan profilini tanımadan yapılan yatırım, yıllar sonra o bölgenin aidat yüküne dönüşebilir.
Çünkü iyi bir yaşam alanı, içerisine en fazla imkânın doldurulduğu yer değildir.
İnsanların gerçekten ihtiyaç duyduğu imkânların doğru şekilde planlandığı yerdir.
Belki bir site için devasa bir spor salonundan daha önemli olan şey çocukların güvenle oynayabileceği küçük ama düzenli bir alan olacaktır.
Belki gösterişli bir havuz yerine güvenlik ve otopark sorununun çözülmesi daha büyük bir değer yaratacaktır.
Belki de en büyük lüks, onlarca kullanılmayan tesis değil;
makul aidat, düzenli bakım ve huzurlu bir yaşamdır.
SONUÇ OLARAK,
Site ve apartmanlarda sosyal tesis planlanırken sadece mimari projeye bakmak yeterli değildir.
O bölgede kimlerin yaşayacağına da bakmak gerekir.
İnsanların gelir düzeyine.
Yaş ortalamasına.
Aile yapısına.
Yaşam alışkanlıklarına.
Ve en önemlisi, o tesislerin yıllar boyunca oluşturacağı işletme maliyetine.
Çünkü bir tesisi yapmak için bir kez bütçe gerekir.
Onu yaşatmak için ise yıllarca aidat gerekir.
Bu nedenle iyi planlanmış bir site, en fazla sosyal tesise sahip olan site değildir.
Sakinlerinin gerçekten kullandığı imkânları, onları ekonomik olarak zorlamadan sürdürebilen sitedir.
Unutulmamalıdır ki;
Bir sitenin değeri, içinde kaç tane lüks alan olduğuyla değil; o alanların gerçekten yaşam kalitesine katkı sağlayıp sağlamadığıyla ölçülmelidir.
Ve bazen en büyük yönetim başarısı yeni bir sosyal tesis yapmak değil;
Kimsenin kullanmadığı bir lüksün faturasını, herkese yıllarca ödetmemektir.