Dolar 48,6730
Euro 55,9849
Altın 6.810,81
BİST 13.509,76
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 25°C
Parçalı Bulutlu
İstanbul
25°C
Parçalı Bulutlu
Cum 24°C
Cts 25°C
Paz 26°C
Pts 26°C

DEDİKODUYLA BİNA YÖNETİLMEZ!

DEDİKODUYLA BİNA YÖNETİLMEZ!
17 Eylül 2026 21:00 | Son Güncellenme: 17 Eylül 2026 17:03

Toplu yaşam alanlarında huzur ve düzeni sağlamak, her ne kadar bir yönetim yetkisi gibi görünse de temelinde ortak yaşam bilinci ve sorumluluk yatar. Ne var ki günümüzde bina ve site yönetimlerinde sıkça karşılaşılan en büyük tıkanıklık, aidat artışları ya da bakımsızlık değil; genel kurullara katılmayan ancak alınan her karara itiraz etmeyi alışkanlık haline getiren bir grup kat malikinin tutumudur.

 

634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu açıkça belirtir: Ana gayrimenkulün yönetimi, kat malikleri kurulunca sağlanır. Yılda en az bir kez toplanan bu kurul; binanın geleceğinin, yapılacak giderlerin, bakım-onarım maliyetlerinin ve belirlenecek aidatların karara bağlandığı yasal platformdur. Kararlar salt çoğunlukla ve yasaya uygun şekilde alınır. Ancak ne hikmetse, binanın geleceğinin oylandığı o saatlerde salonu boş bırakanlar, sıra aidat ödemeye veya binadaki bir arızaya geldiğinde en ön safta tepki gösterirler.

 

Genel kurula katılmayarak kendi oy ve beyan hakkını feda eden bir sakinin, oy çokluğuyla kesinleşmiş giderlere ve aidatlara “Benim haberim yoktu, ben kabul etmiyorum” diyerek itiraz etmesi hukuken geçerli olmadığı gibi vicdanen de makul değildir. Katılmadığınız bir toplantının, incelemediğiniz bir işletme projesinin ve sormadığınız bir hesabın ardından itiraz hakkı üretmeye çalışmak, yapıcı bir eleştiri değil, düpedüz sorumluluktan kaçmaktır.

Daha da vahim olanı ise binada oluşan arıza, hasar ya da aksaklıkların resmi kanallardan yönetime bildirilmesi yerine komşu dedikodularına malzeme edilmesidir. Bir asansör arızasını ya da çatı sızıntısını yönetime iletmek bir dakikalık işken; kapı önlerinde, kat aralarında yönetim aleyhtarlığı yapmak toplumsal ahlakla bağdaşmaz. Sorunun çözülmesini değil, huzursuzluğun büyümesini besleyen bu tutum; emeğiyle görev yapan yöneticiyi yıprattığı gibi komşuluk hukukunu da kökünden sarsmaktadır.

 

Unutulmamalıdır ki kat maliki olmak, sadece tapu sahibi olmak demek değildir. O tapunun getirdiği ortak giderlere katılma, karar mekanizmalarında yer alma ve bina kültürünü koruma sorumluluğunu da üstlenmektir. Dedikodu üreterek bina yönetilemeyeceği gibi, genel kurula sırt dönerek de hak aranmaz. Hak da çözüm de dedikoduda değil, yasal kurullarda ve açık iletişimde aranmalıdır.

İbrahim PARLAK

([email protected])