FUTBOL SADECE SPOR DEĞİLDİR…
Futbol sadece 90 dakikadan ibaret değildir. Tribünde atılan bir slogan, sokakta oynanan bir maç, kahvede yapılan bir tartışma… Hepsi bu oyunun bir parçasıdır. Bu yüzden futbolu anlamak, aslında insanı anlamaktır. Futbol kimileri için de bazen boş bir aktivitedir.
Günümüz de futbola baktığımızda sadece yetenek değil; sistem, disiplin ve akıl görüyoruz. Eskiden bir yıldız oyuncu maçı tek başına alabilirdi. Şimdi ise en büyük yıldız bile iyi kurulmuş bir düzenin içinde parlıyor. Futbol, bireysellikten kolektif akla doğru evrildi. Bu değişimi okuyamayan takımlar, ne kadar büyük olursa olsun geride kalıyor.
Türkiye’de ise futbol hâlâ duygularla yönetiliyor. Bir galibiyetle şampiyonluk hayalleri kurup, bir mağlubiyetle her şeyi yerle bir edebiliyoruz. Oysa başarı dediğimiz şey sabır ister, plan ister. Avrupa’daki kulüpler yıllar süren projelerle başarıya ulaşırken, biz hâlâ “hemen olsun” kültüründen vazgeçemiyoruz.
Hakemler, yöneticiler, teknik direktörler…
Herkes konuşuluyor bu yüzdende çoğu zaman futbolun kendisi geri planda kalıyor. Oysa sahadaki oyuna odaklanmadan gelişim beklemek gerçekçi değil. Altyapıya yatırım yapılmadan, genç oyunculara sabır gösterilmeden sürdürülebilir başarı mümkün değil.
Günümüzde futbol ile alakalı alt yapıda çok fazla futbolcu yetişiyor ancak büyük kulüplerde parlamak pekte mümkün görünmüyor nedeni ise çok basit kulüplerin yabancı futbolculara yönelmesidir.
Yine de futbolun büyüsü sevinçte hüzünde saklı. Tüm eksiklere rağmen, bir gol anında milyonlarca insanın aynı anda ayağa kalkması, aynı duyguyu paylaşması… İşte futbolu vazgeçilmez yapan da bu.
Sonuç olarak futbol, sadece bir spor değil; bir kültür, bir tutku ve bazen de bir kaçış. Ama bu tutkulu duyguyu doğru yaşamak gerekir. Aşırı fanatiklikten kaçınılmalıdır. Aksi halde bu futbol olmaktan çıkıp yerini karşı takım oyuncalarına, taraftarlarına kin ve nefret olgusu oluşuyor bu da futbolu sevenler için kötü iz bir iz bırakıyor.
Futbolu gerçekten spor olduğu için sevmeli ve futbolu doyasıya yaşamalıyız….
ERCAN APAYDIN