HAMSİ YOK OLACAK!

OMÜ’lü akademisyenler; küresel iklim değişikliği sonucunda dünyayı ve hayatı tehdit eden olumsuz gelişmelere ve bu yönde verilen mücadelenin önem ve aciliyetine dikkat çekti. Sıcaklık artışıyla birlikte balıkların kuzeye göç ettiği 5 – 10 yıl sonra hamsinin tükenebileceği konuşuldu

Ondokuz Mayıs Üniversitesinde (OMÜ) Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Yusuf Demir, “Kuraklık böyle giderse Karadeniz’de pamuk üretmeye başlayacağız. Bu sıcaklık artışı, balıkların kuzeye göç etmesine yol açtı. 5-10 yıl sonra hamsiyi bulamazsak bu duruma kimse şaşırmasın” dedi.
OMÜ 22 Mart Dünya Su Günü dolayısıyla çevrim içi (online) düzenlenen “Küresel İklim Sürecinde Su ve Çevre” adlı söyleşide, OMÜ’lü akademisyenler; küresel iklim değişikliği sonucunda dünyayı ve hayatı tehdit eden olumsuz gelişmelere ve bu yönde verilen mücadelenin önem ve aciliyetine dikkat çekti.
OMÜ’nün YouTube kanalından canlı olarak yayımlanan ve moderatörlüğünü Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Fehmi Yazıcı’nın yaptığı programda Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Yusuf Demir ile Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Yüksel Ardalı, konuşmacı olarak yer aldı.


KÜRESEL İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN SIKLIĞI VE ŞİDDETİ ARTIYOR
Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Fehmi Yazıcı’nın sorularıyla şekillenen söyleşide ilk olarak söz alan Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Yüksel Ardalı, küresel iklim değişikliğine sebep olan faktörler üzerinde durarak “Endüstriyel değişimle birlikte küresel iklim değişikliğinin şiddet ve sıklığı artıyor. Yani 1 milyon yılda olması gereken bu değişiklikler, 50 ya da 20 yılda karşımıza çıkmaya başlıyor. Son 6 bin yıldaki sıcaklık artışının 50 yılda yaşanacağı tahmin ediliyor. Keza Dünya Meteoroloji Örgütü 2100 yılına kadar küresel ortalama sıcaklıkların 3-5 derece artacağının beklendiğini açıkladı. Bunun da tabii ekstrem sonuçlarıyla yüzleşiyoruz; aşırı sıcaklık, kuraklık, taşkınlar, hiç hortum olmayan yerlerde hortumların görülmesi, buzulların erimesi gibi. Ayrıca, küresel ısınmada petrol ve kömür türü fosil yakıtların kullanılması ve doğa tahribatını da önemli etkenler olarak görmekteyiz” dedi.

‘DURUM ÇOK CİDDİ’
Dünyada küresel iklimle mücadele çalışmalarının tarihî süreci ve bu doğrultuda atılan adımlardan bahseden Prof. Dr. Ardalı, küresel iklim kriziyle mücadele kapsamındaki enerji üretiminde teknolojik değişimin son derece hayati olduğunu vurgulayarak rüzgâr, güneş, hidroelektrik gibi temiz enerji kaynaklarına yönelmenin gerekliliğini dile getirdi. İklim değişikliği, kuraklık, doğal afetler, atık yönetimi vb. olay ve durumların hepsinin bütüncül olarak değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizen Ardalı, devamında “Sıfır atığın bu noktada önemli bir potansiyeli var. Kaldı ki atıkları yüzde 96-97 oranında dönüştürebiliyorsunuz. Kısaca sıfır atık; israfın önlenmesi, kaynakların verimli kullanılması, atık minimizasyonu ve geri kazanımıyla doğanın ve yaşamın korunmasında öne çıkan bir strateji. Dolayısıyla entegre yaklaşımla tüm kaynakların korunması, ham madde kullanım verimliliğinin sağlanması, tüketim ve üretim alışkanlıklarımızın değiştirilmesi acil olarak gereklidir” sözlerine yer verdi.


‘ÜLKEMİZ ‘SU’ FAKİRİ’
Bir diğer konuşmacı Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Yusuf Demir, Türkiye ve dünyadaki su kaynaklarının durumu hakkında bilgiler paylaşarak yaşanan olumsuz koşullara dair şunları söyledi: “Dünya çok ciddi bir su kriziyle karşı karşıya. Bir ülkenin su zengini olabilmesi için kişi başına 8 bin metreküpün üzerinde su varlığına ihtiyaç var. Bu anlamda ülkemiz, ne yazık ki su fakiri konumuna gelmiş bulunmakta hatta bazı bölgelerimiz su fakirliği sınırına girdi.35 milyar metreküp suyun 20 milyar metreküpünü israf ediyoruz çünkü doğru sulama yapamıyoruz” dedi

KARADENİZ’DE KURAKLIK BÖYLE GİDERSE PAMUK ÜRETMEYE BAŞLAYACAĞIZ
Konuşmasında ayrıca, kuraklık ve tarım ilişkisine odaklanan Prof. Dr. Demir, küresel ısınmanın had safhaya ulaştığını belirterek bu durumun Türkiye’ye yansımalarını ise şu satır başlarıyla özetledi: “NASA’nın yayımladığı haritada Türkiye’deki kuraklık bariz bir şekilde görünüyor. Dünyada tarım güneyden kuzeye doğru kayıyor. Karadeniz Bölgesi kuraklıktan en az etkilenen coğrafyalardan biri fakat kuraklık böyle devam ederse Karadeniz Bölgesi’nde fındık ve çay üretemeyeceğiz, yerine pamuk üretmeye başlayacağız” dedi.
‘5-10 YIL SONRA HAMSİYİ BULAMAZSAK KİMSE ŞAŞIRMASIN’
Karadeniz’deki deniz suyu sıcaklığının bu yıl, önceki yıllara nazaran 4 derece daha yüksek olduğuna değinen Demir, bu durumu “Bu sıcaklık artışı, balıkların kuzeye göç etmesine yol açtı. 5-10 yıl sonra hamsiyi bulamazsak bu duruma kimse şaşırmasın. Bundan ötürü taşın altına elimizi değil, gövdemizi koyma vakti gelmiştir” ifadeleriyle anlattı.


TÜBİTAK PROJESİ YOLDA
Bafra ve Çarşamba Ovalarında tarımsal sulama için ciddi çalışmalar yaptıklarını kaydeden Prof. Dr. Yusuf Demir, bu süreci şu sözlerle anlattı: “Ancak bu ovalardaki çalışmalar yeterli değil, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ile bir TÜBİTAK projesi hazırlığı içerisindeyiz. Yine Büyükşehir ve Atakum Belediyeleri ile çevre-şehir ve su kaynaklarının doğru kullanımı konularına dair ortak çalışmalarımız ve iş birliğimiz devam ediyor. Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümümüz, Türkiye’de drone görüntüleriyle bitkilerin su tüketimini hesaplayabilecek altyapıya sahip belki de tek bölüm, bu anlamda çok iyi bir potansiyelimiz var. Zaten sulama mühendislerimiz için farklı bölgelerden çok sayıda talep geliyor. OMÜ olarak tarım, çevre, doğa ve iklim konularında bir farkındalık oluşturmalıyız ve Çevre Mühendisliğimiz ile ortak hareket etmeliyiz kanaatindeyim. Aynı şekilde Samsun Üniversitesi Meteoroloji Mühendisliği ile de bu çalışmalarda beraber yürümeliyiz.”

OMÜ’NÜN KARBON AYAK İZİ HESAPLANIYOR
İklim değişikliği ve bunun çevreye etkileri ile sıfır atık konularında bir doktora çalışması olduğunu belirten Prof. Dr. Yüksel Ardalı da “Bu çalışmamızda Üniversitemizin karbon ayak izini hesaplıyoruz. OMÜ’nün 2018 – 2020 yılları arasındaki karbon ayak izi yüzde 30 düştü. Tabii bunda tramvayın devreye girmesi etkili oldu, yanı sıra da pandeminin de etkisi var. İklim Değişimine Uyum Programı’nda Su Yönetimi adlı 3 aylık bir çalışmamız mevcut. Ayrıca suyun geri kazanımı başlığı altında Karadeniz’in hassas bölge olması nedeniyle İleri Arıtım Tesisi ile ilgili bir faaliyet sürdürüyoruz. Biliyorsunuz, buranın suyu denize deşarj ediliyor, buradaki suyu yeşil alanlar için kullanmayı planlıyoruz. Dahası, suyun tuzsuzlaşmasına ilişkin bir doktora çalışmamız söz konusu. Sıfır atık noktasında da farklı projeler için çalışmalar başlattık” bilgisini paylaştı.

Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yazıcı ise OMÜ’nün odaklandığı konuların başında çevre ve suyun geldiğine işaret ederek “Hayatiyet arz eden bu hususlarda projelerimiz var ve bunları nihayetlendirerek sonuç almak istiyoruz” diye konuştu.

ETİKETLER:
YORUMLAR

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.