KANUN İLE KOMŞULUK ARASINDAKİ İNCE ÇİZGİ
Son iki haftadır toplu yaşam alanlarımızdaki aksaklıkları, genel kurullara katılımın önemini ve bir yöneticinin omuzlarındaki görünmeyen yükü ele aldık. Sakinlerimizden gelen dönüşler gösteriyor ki, herkes huzurlu bir ortamda yaşamak istiyor. Ancak asıl soru şurada düğümleniyor: Huzuru kanun maddeleriyle mi sağlayacağız, yoksa komşuluk hukukuyla mı?
634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu (KMK), bir binanın nasıl yönetileceğini, giderlerin nasıl bölüşüleceğini ve ortak alanların sınırlarını net çizgilerle çizer. Kanun nettir, soğuktur ve duygu barındırmaz. Oysa bir apartman veya site; sadece betonarmeden, asansör boşluğundan ve tapu senetlerinden ibaret değildir. Orası, akşam ışığı yandığında insanların sığındığı “yuva”dır.
Kanunun Bittiği Yerde Komşuluk Başlar
Pek çok kat maliki veya kiracı, aralarında en ufak bir problem çıktığında soluğu hemen yöneticide ya da kanun maddelerinde alır. “KMK’ya göre saat 22:00’den sonra gürültü yapmak yasak!”, “Balkona çamaşır asmanın hukuki yaptırımı var!” gibi cümleler havada uçuşur.
Elbette kurallar gereklidir ve düzenin teminatıdır. Ancak her konuyu hukuki bir boyuta taşımak, toplu yaşamın ruhunu zedeler. Üst kattan gelen bir çocuk sesini hemen “desibel ihlali” olarak nitelendirip idari yaptırım talep etmek mi doğrudur; yoksa komşunun kapısını güler yüzle çalıp “Çocuğun enerjisi maşallah çok yerinde ama akşamları biraz daha dikkat edebilir misiniz?” demek mi?
Unutmayalım ki; mahkeme kararlarıyla veya zabıta tutanaklarıyla bir binaya düzen getirebilirsiniz ama huzur getiremezsiniz.
Yöneticinin Zorunlu Hakemliği
Bu noktada yönetici, adeta kanun ile vicdan arasında bir teraziye dönüşür. Bir yanda haklarını kanunla arayan kat malikleri, diğer yanda “Burası bizim evimiz, bu kadar da katı olunmaz” diyen komşular… Yönetici, ne bir mahkeme başkanıdır ne de bir kolluk kuvveti. Onun görevi; kanunun verdiği yetkiyi, komşuluk kültürünün gerektirdiği nezaketle harmanlayabilmektir.
Her sorunu KMK maddeleriyle çözmeye çalışmak, komşular arasında tamiri imkânsız duvarlar örer. Hukuk, sadece uzlaşının tamamen bittiği ve iyi niyetin suistimal edildiği noktada devreye girmesi gereken son sığınaktır.
Sonuç: Kurallar Yaşatır, Nezaket Huzur Verir
Bir binanın mülkiyet sınırlarını tapu belirler; ama yaşam kalitesini komşuluk ilişkileri çizer. Balkonunuzdan sarkan bir halı, otoparkta çizginin dışına park edilmiş bir araç ya da pazar sabahı yapılan matkap gürültüsü… Bunların hepsi kural ihlalidir, doğru. Fakat bu ihlalleri çözüş şeklimiz, nasıl bir toplumda yaşamak istediğimizin aynasıdır.
Gelin bu hafta bir değişiklik yapalım: Bizi rahatsız eden ilk durumda idari yaptırım yollarına veya kural kitapçıklarına sarılmak yerine, komşuluk hukukunun o eski ve sıcak dilini deneyelim. Çözüm bulamadığımız noktada zaten kanunlar orada duruyor. Unutmayalım: En iyi kural, uygulanmasına gerek kalmadan saygıyla yaşatılan kuraldır.
İbrahim PARLAK