AYNI BİNADA YAŞIYORUZ, BİRBİRİMİZİ TANIYOR MUYUZ?
Eskiden apartmanlar sadece betonarme yapılardan ibaret değildi.
Bir komşunun kapısı çalınır, bir tabak yemek paylaşılır, hasta olanın hali hatırı sorulurdu.
Çocuklar birlikte büyür, büyükler birbirine göz kulak olurdu.
Bugün ise aynı apartmanda yıllardır yaşayan insanlar birbirlerinin adını bile bilmiyor.
Asansörde karşılaşıyoruz.
Göz göze geliyoruz.
Ama çoğu zaman tek kelime konuşmadan kendi katımıza çıkıyoruz.
Oysa apartman hayatı sadece aynı binayı paylaşmak değildir.
Aynı yaşam alanını paylaşmaktır.
Birbirimizin huzuruna, güvenliğine ve yaşam kalitesine ortak olmaktır.
İlginçtir…
Apartmanlarda yaşanan birçok sorun aslında teknik değil, iletişim sorunudur.
Bir selamın çözebileceği mesele bazen haftalarca tartışma konusu olabiliyor.
Bir yanlış anlaşılma büyüyor.
Bir kırgınlık yıllarca sürüyor.
Bir komşuluk ilişkisi hiç başlamadan bitiyor.
Oysa insanlar tanıdığı kişilere karşı daha anlayışlı olur.
Sorunları konuşarak çözmeye daha yatkın davranır.
Empati kurar.
Çünkü tanımadığımız insanlara karşı tahammülümüz daha azdır.
Belki de apartmanlarda en çok ihtiyaç duyduğumuz şey yeni bir kamera sistemi, yeni bir boya ya da yeni bir peyzaj çalışması değildir.
Belki de en çok ihtiyaç duyduğumuz şey bir “günaydın”dır.
Bir “iyi akşamlar” dır.
Bir “nasılsınız?” sorusudur.
Çünkü güçlü apartmanlar sadece sağlam temeller üzerine kurulmaz.
Güçlü komşuluk ilişkileri üzerine de kurulur.
Ve bazen bir apartmanın huzuru, milyonluk projelerden değil;
asansörde verilen samimi bir selamdan başlar.
İbrahim PARLAK