Apartman Sınırlarında Bir Güç Savaşı: Kapı Önü Sömürgeciliği
Geçen hafta apartmanlarımızın o tozlu raflarda unutulan “görünmez anayasasını”, yani Yönetim Planlarını konuşmuş, adaletin bittiği yerde komşuluğun nasıl öldüğünü masaya yatırmıştık. Bu hafta ise madalyonun daha “görünür”, daha kokulu ve maalesef daha hırslı bir yüzüne bakacağız: Koridor savaşlarına, yani “Kapı Önü Sömürgeciliğine.”
Şehir hayatı bizi dikey kutulara hapsettiğinden beri mülkiyet kavramının sınırlarını şaşırdık. Tapuda adımıza tescilli olan o metrekarelerin bittiği, asansörden indiğimiz an başlayan o ortak koridorlar, ne yazık ki birçoğumuz için “bedava depolama alanı” olarak görülüyor.
“Kendi Kapımın Önü Değil mi?” Yanılgısı
Savaş genellikle masum bir paspasla başlar. Ardından o paspasın üzerine, “nasılsa akşam çöpe atılacak” denilerek bırakılan ama sabaha kadar kokusu tüm koridoru saran o meşhur çöp torbaları gelir. Derken cephe genişler: Ayakkabılık koridora taşar, çocukların bisikleti, bebek arabası, market arabası, hatta hobi niyetine saklanan eski bir koltuk koridorun başköşesine kurulur.
Savunma ise hep aynıdır ve değişmez: “E kendi kapımın önü, kime ne zararı var?”
Oysa zarar büyüktür. Sizin “kendi kapınızın önü” dediğiniz yer, Kat Mülkiyeti Kanunu’na göre *”ortak alan”*dır. Yani hukuken, binadaki her bir kat maliki o koridorun her santimetre karesinde eşit hakka sahiptir. Sizin orayı kendi deponuz gibi kullanmanız, komşunuzun hakkını açıkça gasp etmeniz demektir.
Yangın Çıksa Nereden Kaçacağız?
Mesele sadece estetik ya da koku da değil. İşin bir de hayati boyutu var. O koridorlar, acil bir durumda (Allah korusun bir deprem ya da yangın anında) binanın tahliye koridorlarıdır. Duman altı olmuş, karanlık bir koridorda panikle kaçmaya çalışan üst kat komşunuzun sizin kapı önüne dizdiğiniz ayakkabılığa, bisiklete takılıp düştüğünü hayal edin. İşte o zaman o masum görünen “ayakkabı istilası”, bir güvenlik krizine dönüşür.
Hukuk Ne Diyor?
Peki, tatlı dil işe yaramadığında ne olacak? Yönetim planında aksine bir hüküm yoksa (ki olamaz, çünkü ortak alanların kapatılması yasaktır), o kapı önüne yığılan her şey hukuken birer “işgal”dir.
Yönetimin Yetkisi: Apartman yönetimi, ortak alanı işgal eden bu eşyaların kaldırılması için süre verebilir, kaldırmayanlar hakkında yasal işlem başlatabilir.
Tahliye ve Ceza: Sulh Hukuk Mahkemesi’ne açılacak bir “ortak alana müdahalenin men-i” davası, o çok sevdiğiniz ayakkabılığı oradan söktürür, üstüne bir de mahkeme masraflarını sırtınıza yükler.
Sözün Özü
İyi niyet, bir başkasının alanına saygı duyduğumuz sürece var olur. Apartmanda huzur, herkesin kendi kapısının arkasında “kral”, kapısının önünde ise “vatandaş” olduğunu kabul ettiği gün başlar.
Bu hafta köşeyi bitirirken sizden rica ediyorum: Lütfen eve girerken koridora bir bakın. Kapınızın önü bir geçiş alanı mı, yoksa sömürge toprağınız mı? Unutmayın; medeniyet, arkamızda bıraktığımız çöplerle değil, komşumuza bıraktığımız temiz alanlarla ölçülür.