BAFRA BU OYUNU YUTAR MI?
Bafra Ticaret ve Sanayi Odası seçimleri yaklaşırken, siyaset ve oda kulislerinde yeniden hareketlilik başladı.
Geçmiş dönemde başkanlık koltuğunda oturan, ancak seçim sürecinde kendi grubunda dahi seçimi kaybeden eski başkan, şimdi yeni bir kadroyla yeniden sahaya çıkıyor.
Söylem belli:
“Yeni kadro, yeni dönem, bu kez kazanacağız.”
Peki gerçekten öyle mi?
İnsan ister istemez soruyor:
Kendi grubunda güven tazeleyemeyen bir yönetim anlayışı, Bafra esnafından ve iş dünyasından nasıl yeniden güven isteyecek?
Elbette yeni kadroda birbirinden değerli, saygın ve iş dünyasında karşılığı olan isimler olabilir. Bu isimlerin şahsiyetlerine, ticari başarılarına veya Bafra’ya katkılarına kimsenin söyleyecek sözü yok.
Ancak mesele isim meselesinden ibaret değil.
Mesele, o isimlerin hangi anlayışın çatısı altında seçime girdiğidir.
Çünkü seçimlerde sadece isimler yarışmaz.
Geçmiş de yarışır.
Yapılanlar, yapılmayanlar, verilen sözler, uygulanan politikalar, kurulan ilişkiler ve en önemlisi seçmenin yönetime duyduğu güven sandığa gider.
Geçmiş dönemde başkanlık yapmış bir ismin bugün karşısına çıkan en büyük soru şudur:
“Madem geçen dönem başarılıydınız, kendi grubunuzda neden seçimi kazanamadınız?”
Bu soruya verilecek cevap, yeni kadrodan çok daha önemlidir.
Çünkü kendi grubunda bile yeterli desteği bulamayan bir başkan adayının, şimdi bütün Bafra iş dünyasının karşısına çıkıp “Bu kez kazanacağım” demesi, doğal olarak beraberinde başka soruları da getirir.
Yeni isimler eklemek kolaydır.
Liste değiştirmek kolaydır.
Fotoğraf vermek kolaydır.
Sahaya çıkıp “Biz hazırız” demek de kolaydır.
Zor olan, geçmişte neden kaybedildiğini anlatmaktır.
Zor olan, “Nerede hata yaptık?” sorusuna samimiyetle cevap vermektir.
Zor olan, seçim kaybettikten sonra suçu başkalarında aramak yerine kendi yönetim anlayışını sorgulamaktır.
Bafra esnafı ve iş dünyası bunların hepsini görür.
Çünkü ticaret erbabı rakamdan anlar.
Hesaptan anlar.
İşten anlar.
Samimiyetten anlar.
Ve en önemlisi, kendisine tepeden bakılıp bakılmadığını da çok iyi anlar.
Bugün sahaya yeni kadrolarla çıkanların unutmaması gereken bir gerçek var:
Kadro, başkanın geçmişini silemez.
Listeye çok değerli isimler koyabilirsiniz.
Saygın iş insanlarını yanınıza alabilirsiniz.
Yeni yüzlerle fotoğraf verebilirsiniz.
Ancak seçmenin zihnindeki “Geçmişte ne oldu?” sorusunu ortadan kaldıramazsınız.
Çünkü Bafra esnafı sadece listeye bakmaz.
Başkan adayının yönetim anlayışına da bakar.
Kibirden rahatsız olan olur.
Egodan rahatsız olan olur.
İnsanları dinlemediğini düşünen olur.
Ve bütün bunlar sandıkta sessizce birikir.
Sandıkta kimse bağırmaz.
Kimse tartışmaz.
Kimse hesap sormaz.
Ama oy pusulası, herkesin hesabını görür.
Geçmiş seçimde kendi grubunda yaşanan kayıp da işte bu açıdan okunmalıdır.
Eğer kendi grubunda bile beklediği desteği alamayan bir yönetim, bugün “Kadro değişti, bu kez kazanacağız” diyorsa, Bafra kamuoyunun da şu soruyu sorması son derece doğaldır:
Değişen sadece kadro mu, yoksa yönetim anlayışı da değişti mi?
Çünkü sorun sadece etrafınızdaki insanların kim olduğu değildir.
Sorun, o insanlara nasıl davrandığınızdır.
Sorun, iş dünyasını nasıl dinlediğinizdir.
Sorun, eleştiriye ne kadar açık olduğunuzdur.
Sorun, farklı düşüncelere ne kadar tahammül edebildiğinizdir.
Ve en önemlisi sorun, başkanlık makamını nasıl gördüğünüzdür.
O makam bir kişinin şahsi gücünü artırmak için değil, Bafra’nın ticaret ve sanayi hayatına hizmet etmek için vardır.
Bu nedenle yeni kadrodaki değerli isimlere de ayrı bir parantez açmak gerekir.
Kıymetli insanlar olabilirler.
İş dünyasında saygınlıkları olabilir.
Bafra için yapacak çok şeyleri olabilir.
Fakat siyaset ve oda seçimlerinin acı bir gerçeği vardır:
Bazen iyi insanlar, yanlış stratejinin bedelini ödeyebilir.
Bir yönetim listesindeki güçlü isimler, adayın geçmişte yaptığı hataları tek başına telafi etmeye yetmeyebilir.
Çünkü seçmen bazen listeye değil, listenin başındaki isme bakar.
Ve Bafra’da asıl soru artık şudur:
“Yeni kadro gerçekten yeni bir anlayış mı getiriyor, yoksa eski anlayış yeni isimlerle mi yeniden sahaya sürülüyor?”
İşte seçim sonucunu belirleyecek olan da büyük ölçüde bu olacaktır.
Unutulmamalıdır:
Seçim, “Ben kazanacağım” demekle kazanılmaz.
Seçim, insanların size neden oy vermesi gerektiğini anlatabilmekle kazanılır.
Hele ki geçmişte kendi grubunda bile kaybetmişseniz, işiniz daha da zordur.
Çünkü bu kez sadece rakiplerinizle yarışmıyorsunuz.
Kendi geçmişinizle de yarışıyorsunuz.
Yeni kadro belki güçlüdür.
İsimler belki değerlidir.
Ama Bafra esnafının hafızası da güçlüdür.
Ve o hafızada yalnızca isimler değil;
kibir de vardır, ego da vardır, yapılan hatalar da vardır, yanlış stratejiler de vardır, verilen sözler de vardır, tutulmayan sözler de…
Sandık günü geldiğinde bütün bunların toplamı bir oy olarak karşınıza çıkar.
İşte o gün anlaşılır:
Yeni kadro gerçekten eski hesabı kapatmaya yetmiş mi?
Yoksa Bafra esnafı,
“Kadro değişmiş olabilir ama zihniyet değişmemiş”
diyerek tercihini bir kez daha mı ortaya koymuş?
Son sözümüz şu:
Bafra’da seçim kazanmak için sadece yeni isimlere değil, yeni bir yönetim anlayışına ihtiyaç var.
Çünkü bazen en güçlü kadro bile, yanlış kaptanın yönettiği gemiyi limana ulaştıramaz.
Ve bazen de seçim kaybetmenin asıl nedeni kadro değil,
kadroya rağmen değişmeyen anlayıştır.
Musa GÜN