Dolar 33,0372
Euro 35,9878
Altın 2.559,61
BİST 11.064,85
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 31°C
Az Bulutlu
İstanbul
31°C
Az Bulutlu
Cts 32°C
Paz 32°C
Pts 33°C
Sal 34°C

Martıların aylakça gezdiği kasaba

Fatih TEZCE’nin kaleminden..

Martıların aylakça gezdiği kasaba
REKLAM ALANI
29 Temmuz 2019 11:21

Beyazla sen geldin, ama görenler dalga zannettiler…
İçim kıpır kıpır, dalga gibiyim; yıkıp geçiyorum denizleri, duramıyorum…
Rüzgâr bir beni, bir de dalgaları itekliyor sahile doğru…
Yerdeki senin gölgen, öylece duruyor…
Sanki dalgalar sana vuruyor…

Gün kızıla dönüyor…
Domates tarlaları da kıpkırmızı…
Utangaç bir gelin gibi tabiat…
Böğürtlen bahçesinin kuşları da utangaç…
Ağaçlarda beyhude sallanan yapraklar yorulmuş…
Kalın gövdeli ağaçlar bir o yana bir bu yana artık sallanmıyor…
Rüzgârlar bile kendini sahile atmış…

Bulutlar perde perde çekiliyor göklerden…
Az ileriden bir gemi sesleniyor her şeye…
Martıların korkuları bu sesle sahildeki insanların korkusuna karışıyor…
İncecik deniz kumları bir bebeğin ayağına karışarak uzaklara gidiyor…

Sahile yakın şehirler güne uyanıyor…
Uyandıkça insanlar şehirlerde çoğalıyor…
Şehirlerin gürültüsünü denizler susturuyor…
Önce derin sessizlik…
Sonra…
Deniz ve köpükleri seni görünce coşuyor…
Hırçın ve kızgın, deliriyor deniz; dalgalar bembeyaz oluyor…

Ben hiç akşam olmadan yazmadım ismini sahile…
Kimse görsün istemedim güpegündüz…
Geceye sığındım belki de…
Belki de utandım…
Leyleğin ağzıyla beslediği yavrusunu görünce denizler, onlar da utandı…
Şimdi sessizlik…
Deniz sakin…

Radyoda arabesk müziği çalıyor…”Sensiz bir gün haram bana” diyor adam…
Çay ocaklarının kaşık tıkırtıları duruyor birden…
Yoldan geçen herkes donuyor birden…
Uzak seferlere göç edenler dönüyor birden…
Radyodaki arabesk müzik çalıyor halen…
Sesler, nefeslere; nefesler çay bardağına boşalıyor…
“Sensiz bugün de haram bana” diyor yandaki pazarcı çocuk, kavun tartarken…
Ve şöyle devam ediyor iç konuşmasına;

“Mesela ben hep imrenerek baktım camlara yansımış fotoğraflara… Fotoğraflara girebilmiş sevgilere de öyle baktım… Duvara yazılmış yazılara da, toprağa sığınmış ayak izlerine de… Bizim de toprağa sığınmış ayak izlerimiz olmalıydı yan yana… Camlarda kalan fotoğraflara ben hep kıskanarak baktım, yalan yok…”

Denizin sustuğu, kumların serildiği, martıların aylakça gezdiği ve başında kasketi olan bakkalcı tarafından sadece bir ekmeğin sepete konduğu bir kasabada oldu bunların hepsi…

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.