Dolar 32,7682
Euro 35,0901
Altın 2.459,44
BİST 10.471,32
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 28°C
Parçalı Bulutlu
İstanbul
28°C
Parçalı Bulutlu
Paz 30°C
Pts 30°C
Sal 29°C
Çar 29°C

NAR AĞACI

Fatih TEZCE’nin kaleminden..

NAR AĞACI
REKLAM ALANI
26 Ekim 2020 13:39

Nardan, sabırdan bir de kendimden bahsedeceğim sana.

Ağaçların kalbini kırmadan dokunabilmeyi de yapraklarına.

Sonra yaslanmayı ağaçların tahtadan gövdesine.

Mutluymuş gibi poz vermeyi uğurböceklerine.

Nar ağacını ve sabrı anlatacağım sana.

Bir bilmece gibi, bir tekerleme gibi, bir masal gibi anlatacağım.

Kuzinenin nerdeyse ağzını kapatamayacak kadar ateşle bedenini dolduran bir sıcaklığın evin odalarını birbirine yakınlaştırdığı uzun kış gecelerinde birlikte oyun oynayan altı kardeşin anlatacağı bir masal gibi anlatacağım.

Altı kardeşin birbirine sorduğu bilmece gibi bir de.

Dilimizin bir türlü dönmediği tekerlemeler gibi üstelik.

Sen gibi…

Senin ismini dilimle bir türlü söyleyemediğim gibi.

Seninle birkaç kelime daha fazla konuşabilmek için uzattıkça uzatmıştım cümlelerimi.

Ben cümlelerimi uzattıkça önce gün, sonra ay, daha sonra mevsim uzadı.

Sonunun nereye gittiğini bilmeyen yol gibi cümlelerimin nerede konaklayacağını ben de merak etmiştim.

Mevsim gökyüzünde soğudu, yol uzadı.

Yanaklarının pembesini alıp o gün nar bahçesine götürdüm fotoğrafından.

Narı ve sabrı ben ilk kez yan yana orada gördüm.

O yüzden ben hep yan yana koydum seni, resmini ve nar ağacını.

Kendime de sabrı yakıştırdım.

Yalnız yaşayanların yalnız başına yaşlandığı dünyanın en uzun günü gibi olan sabrı…

Tek değildim, biliyorum.

Şafak vaktinin kıpkırmızı gözleri de beni izliyordu.

Duvara yaslanmış fotoğrafının içinden sen de beni izliyordun.

Bana her bakışında duvardan bir boya benim gözlerimden damla damla akıyordu.

Evleri yeni boyanmış bir çocuğun sevinci değil de, bir göl kenarında nar ağacı resmetmeye çalışan bir ressamın hüznünü yaşıyordum.

Senin, fotoğrafının içinden bana her bakışında nar ağacı daha bir başka büyüyordu.

Ben seni izliyordum ve bahçede güneşle saklambaç oynayan nar ağaçları da azar azar görünüyordu biraz sana biraz bana birazcık da sabrıma.

Benim yalnızlığım nar gibi tane tane çoğalıyordu yani.

Ekim ayı ılık ılık girdi bahçelere.

Yağmur gözlerini sildikçe gökyüzünde, nar bahçeleri kıpkırmızı oldu.

İnsanlar hangi renkle yaşlanır bilmiyorum.

Narlar kırmızı renkte yaşlanıyor.

Sonra çatlıyor narlar, tam ortasından.

Narlar tam ortasından çatlayınca olgunlaşıyor.

Ama insanın tam ortasında kalbi bulunuyor.

Kalbimizin kırıklığı neden geçmiyor şimdi öğreniyorum.

Ve buna sabır diyorlar.

Nar ağacına hayranlığım belli ki bundandı.

Narların, tanelerini tek tek içine yerleştirdiği gibi seni de ben öyle içime tek tek yerleştirmiştim.

Biliyorum çok sıkılmıştın bu durumdan.

Sana doğru birkaç söz daha çıksın diye dilimden, uzatıyorum her cümlenin sonunu.

Farkındayım.

Senin de beni fark edeceğin bir sabah bahçemdeki narlar çatlayacak.

Ben ismini narların içine, sabrı da kalbimin içine gömdüm..

REKLAM ALANI
ETİKETLER:
YORUMLAR

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.