AY-YILDIZIN PEŞİNDE
Önümüzde yeni bir Dünya Kupası heyecanı var. Belki kağıt üzerinde favoriler arasında olmayabiliriz ama bu milletin futbol tarihinde, imkânsız denilen kara geceleri nasıl aydınlığa çevirdiğini herkes biliyor. 2002’de dünya kupası üçüncülüğü gelirken de kimse bize şans vermiyordu. Ama o takım sahaya sadece futbol oynamaya değil, bir ülkenin gururunu taşımaya çıkmıştı. Neticede o kadar çok iyi denilen futbol ülkelerini geride bırakarak 3. olmuştuk. Her şeyden önce kalben inanmak gerekir.
24 yıl aradan sonra bu yıl Dünya Kupasında guruplara kaldığımızdan dolayı yeniden benzer bir heyecan oluşacak. Genç oyuncuların enerjileri, çok istekli olmaları, Türkiye de ve Avrupa’da forma giyen futbolcuların tecrübesi, tribünlerin bitmeyecek olan desteği birleştiğinde ortaya farklı bir ruh çıkıyor. Dünya Kupası gibi büyük organizasyonlarda bazen yıldızlardan çok inanmış bir takım, inanmış bir halk kazanır. Türkiye’nin en büyük gücü de tam olarak da budur: mücadele ruhu.
Elbette futbolda eksiklerimiz olacak. Ancak milli takım dediğin şey sadece kusursuz futbol değildir. Milli takım; düştüğünde ayağa kalkabilmektir. Formanın ağırlığını hissedebilmektir.
Bu turnuvada başarısızlığı hiç düşünmek istemiyoruz. Ancak başarısız olursak herkes teknik direktörü, taktiği ya da kadro tercihlerini, her zaman olduğu gibi hakem hatalarını konuşacak. Ama asıl önemli olan sahadaki futbolcuların o armayı ne kadar hissettiği olacak. Çünkü ay-yıldızlı forma, kulüp forması gibi değildir. Orada sadece kendin için değil, milyonlar için oynarsın.
Belki kupayı kazanamayacağız. Belki erken eleneceğiz. Ama önemli olan, sahadan mücadele ederek çıkmak. Çünkü bu millet savaşan takımı her zaman bağrına basmıştır.
Haydi bizim çocuklar……
Şimdi yeniden umut etme zamanı…
Şimdi yeniden ekran başında aynı heyecanla kenetlenme zamanı…
Ve şimdi, ay-yıldızın peşinden gitme zamanı.
ERCAN APAYDIN